Bir “ayna” görevi gören açıklamalar…

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş dün yine bazı açıklamalarda bulundu:

“Aslında üstümüze ta başından beri bol geleceği bilinen ‘İyi idare Yasası’nı kullanmak suretiyle adımlarımızı engelleme girişimlerine devam edilmesi halinde ve hükümetimizin de gerek duyması halinde ‘İyi İdare Yasası’nın da yeniden ele alınması gündeme gelebilecektir.”

“Atmak istediğimiz gelişimi hızlandıracak adımları durdurmak isteyenler, bir taraftan da ülkeyi kaosa sürükleyeceğimiz iddiasında bulunabilmektedir.”

“Mahkemeleri siyasi malzeme olarak kullanmak isteyen ve hükümetin atmak istediği adımları engellemeye çalışan yaklaşımların bu ülkenin gelişmesi, zenginleşmesi yönünde atacağımız adımları engelleyemeyeceğini altını çize çize belirtmek isterim.”

Evet, bu açıklamalar ilk anda “inanılacak gibi değil” dememe sebep olduğundan ve sizin de bu şekilde düşünmüş olmanız ihtimali karşısında, bir kez de kendi gözlerinizle görmeniz için haber linkini aşağıya kopyalıyorum.[1]

Açıklamaların hangisinden başlasam ki derdimi anlatmaya? Belki de İyi İdare Yasası ile ilgili olan fantastik kısımdan başlamalıyım:

Bilindiği üzere, İyi İdare Yasası, idarenin, mevzuatta kendisine “takdir yetkisi” tanınan durumlarda keyfi davranma ihtimalini ortadan kaldırmaya çalışmakta, kişilere bu bağlamda haklar sağlamakta, idareye karar alırken “ölçülülük ilkesi” gereği davranma zorunluluğu getirmekte ve özellikle çevre ve imarla ilgili konularda, karar vermeden önce, ilgili bölgede açık danışma toplantıları düzenleme zorunluluğunu yüklemektedir. Daha da özetlemek gerekirse, yasanın amacı, kamu gücünü elinde bulunduran idareye karşı bireyleri korumaktır. Kısacası Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, bu yasaile ilgili olarak, bu hakların bize fazla geldiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda bu tür bir zihniyetin ne derece tehlikeli olduğunu söylemeye bile gerek olmamasına rağmen yine de belirtmekte yarar vardır: Kişilere verilen hakları “fazla” gören bu anlayış, maalesef  “devlet benim” diyen ve eline kamu gücünü aldığı için varlık sebebini unutup kendisinin bizim için değil, bizim kendisi için varolduğumuzu düşünen anlayıştan farksızdır.

“Gelişim” ve “zenginleşme” ile ilgili açıklamalara gelecek olursak, bu açıklamalar bize her anlamda ne kadar geride olduğumuzu ve çevre ile ilgili konularda bir kez daha ne kadar geç kaldığımızı, ancak en acısı da bu “geç kalmışlığın” bu güne değin aslında bilinçli olarak gerçekleştirildiğini göstermektedir.

Bu sözler, kalkınma uğruna benimsendiği söylenen “ne pahasına olursa olsun ekonomik büyüme ve maksimum kar” yaklaşımının, diğer bir deyişle “insan-doğa dengesini” bozan bir yaklaşımın ürünüdür. Dünyada yaşanan çevre felaketleriyle gündeme gelen bu bozulmanın ortaya koyduğu gerçek, hedef olarak benimsenen kalkınmanın gelecekte devam edemeyeceğidir. Daha da önemlisi bu somut gerçek, aslında, yine de geç bir tarih sayılan, 1970’lerin başlarında algılanmaya başlanmıştır. Bu noktada “Sürdürülebilir Kalkınma” kavramı yoğun olarak irdelenmeye başlanmıştır.  Bazı radikal çevrecilerin savundukları “sıfır büyüme” ile bazı diğer çevrelerin “kalkınmacı” yaklaşımı arasında denge kurmaya yönelik “Sürdürüleblir Kalkınma” kavramından hareketle, büyümenin, beraberinde mutlaka kalkınmayı getirdiğinin söylenemeyeceği ve birçok durumda kalkınma sağlanamadığı gibi çevresel bozulmalara da yolaçacağı barizdir.  Aslında, “kalkınma”  büyüme dışında sosyal, kültürel unsurları da kapsayan bir kavramdır.[2]

Bu kısa kavramsal açıklama bize bu adada nasıl yarım yamalak bir anlayışla yaşamımızı idame ettirmeye çalıştığımızı ve aslında bu durumun farkında olmamıza rağmen, varolan yönetim anlayışından ötürü, elimizin kolumuzun bağlı olduğunu her fırsatta hissettiğimizi göstermektedir.

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı’nın açıklamaları, bize, “gelişim”i, “kalkınma”yı, “zenginleşme”yi, bina yapmaktan, otel yapmaktan, bitki örtüsünü “bina “örtüsü”ne çevirmekten ibaret gördüğünü, sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkından haberdar olmadığını ve/veya kasıtlı olarak haberdar değilmiş gibi davrandığını ve/veya bunu hiç önemsemediğini göstermektedir.

Aynı şekilde “kamu yararı” kavramının, salt, “yeni büyük yatırım projelerinin gerçekleştirilmesi, mevcutların büyük oranda yenilenmesi, geliştirilmesi veya tamamlanması suretiyle, üretimin, istihdamın, hizmetlerin ve dolayısıyla milli hasıla ve gelirlerin artırılarak ülkenin yaşam düzeyinin yükseltilmesi” olarak uygulanmakta olduğu, ” doğal yapının muhafazası ve çevre kirliliğinin önlenmesi ile ekolojik dengenin korunması” kavramlarının görmezden gelindiğinin de aşikar olduğu söylenmelidir.

Normal şartlarda, böyle bir anlayış karşısında, orta zekalı makul bir insan olarak benim beklentim, her ne kadar geri dönüşü imkansız zararlar ortaya çıkmış olsa da en azından bir farkındalık belirtisi olarak, bu açıklamalar yerine, en basit ve sıkça kullanılan tabirle “geleceğimiz çalındığı” için özür dilenmesidir. Biliyorum, bu isteklerle gittikçe komik olmaya başladım. Ancak söylenecek birşey kalmadığında insan böyle gerçekliten uzak düşünce ve temenniler içerisinde girebiliyor…

Yapabileceğimiz birşey kaldı mı ve/veya var mı bilemiyorum, ancak en azından belirtmek gerekir ki, geç kalmış olsak da, çevreyi tüketilecek bir varlık olarak görmekten vazgeçip, İyi İdare Yasası’nın bize sağladığı diğer haklar yanında, özellikle çevre ile ilgili sağladığı “katılım” hakkına daha da sahip çıkmalıyız. Hayatın akışı içerisinde her konunun ayrı bir önemi olduğu bir gerçek olmakla birlikte, bir gün kafamızı kaldırdığımızda, bir adada yaşıyor olmamıza rağmen artık bir “ada”da olmadığımızı fark etmeden önce çevre konusunu diğer konulardan ayrı ve en üzeride bir yerde tutmak zorundayız. Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı’na çok kızmış olsam da, her geçen gün yaptığı açıklamaları ile, içerisinde bulunduğumuz durumla ilgili olarak bir “ayna” görevi gördüğü için ayrıca kendisine teşekkür de ederim!

[1] http://www.kibrispostasi.com/print.php?news=202990

[2] Bkz. Nükhet Turgut, ‘Sürdürülebilir Kalkınmanın Sağlanmasında Katılımın Rolü’ (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/480/5599.pdf adresinden erişilebilir)

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s